Hepimiz hayatımızda enerji emici insanlarla karşılaşmışızdır, bu emicilerin kendi enerjisi olmadığı gibi başkalarının enerjilerini de emmesiyle bilinirler, gelin hep birlikte bu enerji emici insanların ortak özelliklerini inceleyelim!

* daha tanışırken emiclerler;

– aaaa senin yaşın o kadar var mı ya?! (vah vaaah tonlaması)
– nerelisin, xli mi, hmm anladım… (ıyyy tonlaması)
– y’den mi mezunsun hmm… (ay götüm tonlaması)
– burcun ne? x mi? o biraz şey… *
– yeni mi taşındınız, burada yaşamak zordur, bin yıl geçse alışamazsınız. (burada yabancıları sevmeyiz tonlaması)
– evli değil misin, hiç mi evlenmedin, çocuğun da mı yok, hiç mi yok? (ay yazııık tonlaması)
– eşin yurtdışında mı çalışıyor, uzak mesafe ilişkisi zor yani ben diyeyim… (keşke boşansan tonlaması)

* selamlaşırken emerler;

– günaydın, hayırdır bi’ solgun gördüm seni.
– aaa selam, sen kilo mu aldın?
– naber, görüşmeyeli saçları ağartmışsın bro.

* konuşurken emerler;

– ee anlat sen hâlâ işsiz misin?
– sen daha evlenmedin mi, neden?
– çocuk sahibi olma zamanların geçiyor farkındasın değil mi?
– hani işin maaşın iyi de düşünsene daha emekliliğine 84575 sene var.
– yaz tatilli planın yok mu, neden yok, hayatı ıskalıyorsun.
– eltimden çok çekiyorum bak tekrar anlatayım… (x1500 kez)
– uçan kuştan nefret ediyorum (küfür/beddua x3500 doz)

* işlerini yaparken emerler;

öğretmen/hoca (ilk gün): “siz şimdi bu sıralara umut dolu oturdunuz, güzel günler göreceğinizi sanıyorsunuz ama gününüzü göreceksiniz!” *

terzi: “paça boyunu yanlış aldım sandım ama doğruymuş, pantolonun yarısına boşa para vermişsin yazııh.” *

taksici: “trafiğe bak, yaşanmaz bu şehirde be abla (x1000 kez)” *

* bir şeyi beğenirken, tebrik ederken, iyi dileklerde bulunurken bile emiklerler;

– sınavda x’i kazanmışsın tebrik ederim ama iki soru yapan herkes orayı kazanıyor zaten.
– sizin oğlan hukuk kazanmış kutlarım ama taşra üniversitesi işte yani…
– yeni taşınmışsınız, hoş geldiniz ama burası şehre uzak, işe gidip gelemezsiniz, uyum sağlayamazsınız ben diyeyim…
– yeni araba almışsın, hayırlı olsun ama o modelin gözünün üstünde kaşı var ya, x alsan daha iyiydi…
– tebrik ederim nişanlanmışsın, bekarlık sultanlık bitti, bittin sen abi…
– eşinle çok yakışıyorsunuz ama biraz kıro gibi bi tipi var sanki cnm bilemiyorum…
– neyse ya senin işin zor, kolay gelsin sana, hadi sen bak işine… ( “işçisin sen işçi kal” tonlaması)
– takı yapıyorsun iyi hoş da satmadıktan sonra hiçbir manası yok yani, zaman kaybı.
– vücut yapıyorsun ama o kaslar ilerde hep pörsüyecek bro.
– kilo vermişsin, fit olmuşsun ama bu sefer de çocuk gibi görünüyorsun cnm yha.

* amaç emerler;

– kursa neden gidiyorsun ki, x öğrenip n’apıcan?
– bu yaştan sonra neden ikinci üniversiteye başladın ki, mezun olup n’apıcan, gidip evlensene sen.
– dilini bilmediğin bir ülkeye yerleşmen, alışman falan çok zor assssssla yapamazsın. (s’deki yılan tıslaması)

* heves emerler;

– boşuna koşu bandı alma, iki kullandıktan sonra elbise askısı oluyor.
– çocuğa piyano alma, kesin iki ders sonra hevesi geçer kalır öyle.
– bu yaştan sonra yabancı dil öğrenemezsin artık geçmiş olsun. hem swahilice’yi n’apıcan bırak yaa…
– sevgililer günü, yılbaşı, anneler günü, babalar günü, doğum günü falan bunlar hep tüketim çılgınlığı, gayet de doğruyu söylüyorum bla bla bla. (hiçbir şey kutlama, eğlenme, keşke ölsen)

* geçmiş emerler;

– işte bak ben demiştim eskiden vıdı vıdı… (x100)

* gelecek emerler;
– diyete başlamışsın ama keşke üniversite sınavından sonra kilo verseydin, şimdi sınav stresiyle geri alacaksın bak gör, dediydi dersin…
– spora başlamışsın ama derslerini aksatırsın, geleceğine mâl olur, ben diyeyim…
– kas yapmışsın ama sporu biraz bıraksan hemen söner bro…
– bak gör her şey çok aşırı daha kötüye gidecek, şöyle olacak böyle olacak, çok mantıklı konuşuyorum ben yani… (x100)

* hayal dünyası pembe baloncuğunu bile emiklerler, bakınız adı üstünde “hayal” yani.
– olm o kıza bakıyorsun ama o sana hayatta bakmaz, dost acı söyler. **
– disneyland’ta çaycı bile olamazsın bi’ kere yabancı dilin yok ki. *

* emiş bahanesi olarak hiçbir fırsatı kaçırmazlar;
– offf havaya bak çok kapalı yaa, kapkaranlık bir gün, çok kötüü…

bu tip cümle ve tavırlarla karşıdakinin modunu aşağı çekmeye çalışırlar ki kendi modları ve enerjileri görece üstün kalsın.
üstelik bunu yaptıklarını da inkar ederler. çünkü tepeden bakınca aşağıda gördüklerini aşağı çekmeyi “aşağılamak”tan saymazlar*, en doğal şey olarak görürler.

* en tipik özellikleri iyi gün dostu olmaktır.

iyi gününüzde dibinizden ayrılmazlar. çünkü iyi enerji, onlar için tam emmelik şahane bir kaynaktır.
kötü gününüzde ise tahmin edebileceğiniz üzere toz olurlar. çünkü emebilecekleri kadar fazla enerjinizin olmadığını bilirler.
dert anlatmak veya somut yardım istemek için değil sadece havadan sudan konuşup birkaç dakika kafa dağıtmak için selam verdiğinizde bile kaçacak delik ararlar, “sen şu zor günlerini atlat, sonra konuşuruz tmm mı cnm kib bye” deyip uzaklaşırlar mesela. zira emilecek enerjiniz, sömürülecek nimetiniz yoksa sizinle işleri yok demektir.

öte yandan kötü günde “çok kötü gördüm seni, dobarla kendini, şöyle yap böyle yap (istifa et/evlen/boşan/taşın vs.), dünya turuna çık, sahil kasabasına yerleş,” falan diye önce negatif girip sonra abuk pozitif öğüt verenler de var, onlar enerji emici mi gaz verici mi belli değil, daha ziyade alaycı gibi duruyorlar.

* mantıklı ve gerçekçi açıklamalar yaparken asla olumlu ve yapıcı bir üslup kullanmazlar.
bulundukları pozisyon ve sahip oldukları güce göre sadece bireylerin enerjisini emmekle kalmayıp grupların, toplulukların enerjisini de düşürebilirler. çünkü maksatları yapıcılık değil yıkıcılıktır. herkesi ve her şeyi yıkarak kendi iç yıkıklıklarına eşitlemek isterler.

örnekler çoğaltılabilir.

Kategori

Tespitler,

Son Güncelleme 2 Ağustos 2024